Barış Yatakta Başlar, Savaşma – Seviş

Savaş dedikleri şey aslında dev bir ego yarışması.
Biri “ben haklıyım” diye bağırıyor, diğeri “daha haklıyım” diye top atıyor.
Sonra şehir ortada kalıyor; çocuk gibi, iki inatçı babanın kavgasında.

Ve tam ortasında biz…
Sevişiyoruz.

Evet, yanlış duymadın.
Çünkü savaşın en sevmediği şey üretkenliktir.
O yıkmayı sever.
Biz ise inşa etmeyi.

Savaş beton döker.
Biz ten dökeriz.

Savaş harita çizer.
Biz birbirimizin sırtında yol buluruz.

Savaş “sınır” der.
Biz “gel buraya” deriz.

Birileri tankla girer şehre, biz parmak uçlarımızla gireriz birbirimize.
Onların mühimmatı barut, bizimki nabız.

Savaş insanı taş yapmaya çalışır.
“Duyguyu kapat, kalbi sustur, merhameti rafa kaldır” der.
Biz inadına dokunuruz.
Çünkü en büyük sabotaj, sertleşmiş dünyaya yumuşak kalmaktır.

Kurşun sesleri fon müziği olmuşken, biz nefes sesini yükseltiriz.
Sirenler çalarken, ten alarm verir.

Ve ironik olan şu: Savaşın generalleri harita başında strateji kurarken biz bir yatakta barış anlaşması imzalarız.
Maddesi tek: “Birbirine zarar vermeyeceksin.”

Onlar şehirleri ele geçirir.
Biz birbirimizi.

Onlar zafer ilan eder.
Biz teslim oluruz.

Ve belki de en komiği şu: Savaş, insanlığı bitirmek için çıkar.
Ama iki insanın birbirine sarılması tüm o gürültüyü boşa düşürür.

Çünkü bazen en büyük başkaldırı,
dünyanın kavga ettiği yerde birini seçip “Ben senin tarafındayım” demektir.

Aykan İnal

www.aykaninal.com.tr

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir