Erişilebilirlik Bir Jest Değil, Mecburiyet — Hâlâ Anlaşılmadı
Erişilebilirlik: Kimse Konuşmuyor Ama Herkesin Başına Geliyor
Erişilebilirlik denince çoğu kişinin aklına hâlâ aynı şey geliyor:
“Engelli bireyler için yapılan ekstra işler.”
Yani biraz lüks.
Biraz opsiyonel.
Olmasa da olur… ama olursa da güzel olur gibi.
Kurumsal karşılığı ise daha da net:
“Bunu bir ara ele alalım.”
Gerçek Hayat
Sonra hayat devreye giriyor.
Bir gün elin dolu oluyor.
Bir gün yorgun oluyorsun.
Bir gün o küçük yazıyı seçemiyorsun.
Ve o an fark ediyorsun:
Her şey aslında o kadar da kullanılabilir değilmiş.
Kısa Bir Anı
Bunu en net anladığım anlardan biri çok basitti.
Bir yere gittim.
Her şey kağıt üstünde kusursuzdu: giriş var, kapı var, sistem çalışıyor.
Ama o kapıyı kullanamadım.
Kimse fark etmedi.
Çünkü onlar için sorun yoktu.
Ama benim için çok netti:
Orası herkes için yapılmamıştı.
En Güzel Yalan
En sevdiğim cümle şu:
“Herkes kullanabiliyor.”
Gerçekten mi?
Yoksa kullanamayanlar zaten uğraşmayı bırakıp sessizce vaz mı geçiyor?
Çünkü genelde olan bu:
İnsanlar zorlandıkları şeyi raporlamıyor, terk ediyor.
Ve biz de sanıyoruz ki sistem çalışıyor.
Herkesin Konusu
Erişilebilirlik sadece “bir grup insan” için değil.
Bugün değil belki ama
yarın, bir gün, bir an…
Sen de bir şeylere erişemediğin bir noktaya geliyorsun.
Elin doluyken, yorgunken, dikkatin dağılmışken.
Ve o an anlıyorsun:
Bu konu aslında hepimizin konusu.
Net Gerçek
Erişilebilirlik bir “jest” değil.
Bir “iyilik” değil.
Bir “ekstra” hiç değil.
Bu işin doğru hali bu.
Ve daha net söylemek gerekirse:
Erişilemiyorsa, eksiktir.
Soru
En son ne zaman bir yerde
“Ben bunu neden yapamıyorum?” dedin?
Ve gerçekten…
Sorun sende miydi?
Aykan İnal
www.aykaninal.com.tr




