Sevgili 20 yaşımdaki halim

Herkes 20’sine Mektup Yazıyor, Ben de Katılıyorum 😎

Sevgili 20 yaşındaki ben,

Bak, önce şunu söyleyeyim:
Her şeyi bildiğini sanıyorsun… ama aslında hiçbir fikrin yok.
Şaşırmadın mı? Merak etme, 42 yaşındaki ben sana rehberlik edeceğim…
Biraz da acı gerçeklerle tabii.

Hata mı? Evet, yapacaksın!
O kadar çok hata yapacaksın ki, ben bile kahve molasında seni izlerken
“Vay be!” diyeceğim.

Ama işin güzeli ne biliyor musun?
Bu hatalar senin süper gücün olacak.

Yanlış projeler, saçma iş emirleri, yanlış insanlara güvenmek…
Hepsi sana “deneme-yanılma” eğitimi veriyor.
Üstelik bedava!

Mükemmeliyetçilik = Hayatının düşmanı
Bak, o “her şeyi kusursuz yapmalıyım” kafası var ya…
Bırak gitsin.

İnsanlar zaten yarım yamalak,
sen neden kendini parçalayıp duruyorsun?

İşe yarayacak tek şey:
“Yeterince iyi” ve devam etmek.
Gerisi hikâye.

Başkalarıyla kıyaslama, lütfen
Sosyal medyaya bakıp herkesin hayatının mükemmel olduğunu düşüneceksin.

Gerçek hayatta çoğu insan:

  • Patronun gözünde korkak
  • Ekip arkadaşın işini savsaklayan
  • Müşteri sürekli şikâyetçi

Ama sen hâlâ “Herkes benden iyi” diye üzüleceksin.
Dur, kahkahayı ben atayım… 🙃

Sağlığını ihmal etme
Oyun, sabaha kadar bilgisayar başında kalmak, pizza ve kola…
Bunu yaptığında bedelini 42 yaşında ödeyeceksin.

Ama merak etme,
hâlâ hareket edebiliyorsun
ve kahveni kendin alabiliyorsun.
Şimdilik.

İnsan ilişkileri = Altın değerinde
O zamanlar “Kim uğraşacak ki?” diyordun, değil mi?

Yanılıyorsun.
İnsanlar seni taşır, işler değil.

Patronlar, arkadaşlar, aile…
Bunlar seni hayatta tutacak.

İş gelir geçer,
ama insanlarla kurduğun bağlar kalır.

Kendine güven = Hayatının gizli silahı
20 yaşındaki sen kendine pek güvenmiyordu.

42 yaşındaki ben sana net söylüyor:
Güven, çakma motivasyon konuşmalarından daha etkili.

Zorluklar mı geliyor?
Gelmesin mi? Gelir tabii.

Ama sen dimdik duruyorsun.
Çünkü artık biliyorsun:
Kendine inanmak her şeyden güçlü.

Son söz

Sevgili genç ben,

Hayat seni yıpratacak,
şaşırtacak,
bazen de rezil edecek.

Ama merak etme…
42 yaşındaki ben hâlâ buradayım.
Hâlâ gülüyorum,
hâlâ hata yapıyorum,
hâlâ öğreniyorum.

Ve bir gün,
20 yaşındaki halin bana bakıp
“Vay be…
Bu hayat çok saçma ama eğlenceliymiş” diyecek.

Sevgiler,
42 yaşındaki sen 😎💥
Aykan İnal

Hata Yapmamak İsterken Daha Çok Hata Yapmak

Şimdi dürüst olalım… Hepimiz süper kahramanız. Hata yapmıyoruz. Yanlış karar almıyoruz. Excel’de formüllerimiz bile duygusal olarak stabil.

Ama gel gör ki hayat… Bize her gün küçük sürprizler yapıyor. Ve bu sürprizlerin çoğu: “Ben bunu nasıl yaptım ya?” kategorisinde.

Mükemmeliyetçilik: En Sevdiğim Toksik İlişki

“Mükemmel yapmalıyım” düşüncesi beni şuraya götürüyor:

  • 3 saatlik işi 3 güne yaymak
  • Mail atmadan önce 12 kez okumak
  • CC’ye kimi ekledim diye varoluşsal kriz yaşamak

Sonuç? Mail yine yanlış kişiye gidiyor. Çünkü evren mizah seviyor.

Aşırı Kontrol = Kontrollü Kaos

Her şeyi kontrol ediyorum:

  • Tarih doğru mu?
  • Dosya adı uygun mu?
  • Ek var mı?
  • Yanlış kişiye mi gidiyor?

Her şey tamam. Gönder.

2 saniye sonra:

“Aa ek koymamışım.”

Hayat işte.

Hata Yapmamak = Hareketsizlik

Hata yapmayayım diye:

  • Karar vermiyorum
  • Risk almıyorum
  • “Bir düşüneyim” diyerek 3 hafta kayboluyorum

Ama sonra ne oluyor? Başkası yapıyor. Ben de uzaktan izliyorum:

“Ben de yapabilirdim aslında.”

Tabii… 3 hafta önce.

Deneyerek Öğrenmek (Evet, Maalesef)

İlk sunumum efsane miydi? Hayır.

Sesim titredi mi? Evet.

Slide’da yazım hatası var mıydı? Tabii ki.

Ama bugün? Daha iyiyim.

Çünkü gelişim, utanç dolu anılarla besleniyor.

Gerçekler Acıdır

Başarılı insanlar:

  • Hata yapmayanlar değil
  • Mükemmel olanlar değil

En çok deneyenlerdir.

Yani evet… Yanlış yapacağız. Rezillikler yaşayacağız. Slack’e yanlış kişiye mesaj atacağız.

Ama büyüyeceğiz.

İş Hayatında Hayatta Kalma Rehberi

✔ Mükemmel olma, yeterince iyi ol ✔ Küçük dene, büyük öğren ✔ Hataları gizleme, hikâyeye çevir ✔ Kendine çok yüklenme (Hayat zaten yüklü)

Envanter Hatası: Ben Saydım, Sistem Başka Saydı

Bir de envanter hatası var tabii… O ayrı bir seviye.

Sisteme göre: “Stokta 5 adet var.”

Gerçekte: 0.

Ben: “Nasıl yok ya, dün görmüştüm.”

Depo: “Abi o 2022 model, müzeye kaldırdık.”

Sonuç? Kayıtlara güvenip müşteriye söz verdim. Ürün yok.

Ve ben içimden şunu fısıldıyorum:

“Keşke hata yapmamak için bir kez daha kontrol etseydim…”

Ama tabii… Kontrol ettim zaten. Yanlış yeri.

Envanter hatası şunu öğretir:

  • Sistem doğru olabilir, sen yanlış bakıyor olabilirsin
  • Fiziksel sayım = acı ama gerçek
  • “Bir bakayım” demek, “kesin var” demek değildir

Sonuç

Hata yapmamak isterken daha çok hata yapıyorsak… Belki de evren bize şunu diyordur:

“Rahatla, insanız.”

Çünkü gelişim konfor alanında değil…

Panik alanında başlıyor.

Aykan İNAL