Jira’da Kaybolanlar Kulübü

Jira kullanan herkes bir noktadan sonra şunu fark ediyor:

Sistem bazen ticket yönetim aracı olmaktan çıkıp, Indiana Jones’un kayıp tapınağına dönüşüyor.

Bazı ayarlar var ki… İnsan onları bulunca başarı hissi yaşamıyor. Daha çok gizli achievement açmış gibi hissediyor.

Özellikle:

  • Permission
  • Request type mapping
  • Field context
  • Screen scheme
  • Workflow binding
  • Customer permission
  • Portal visibility

kısımları…

Sanki Atlassian oturup şöyle düşünmüş gibi:

“Bu ayarı bulan kişi zaten admin olmayı hak etmiştir.”

Bir field ekliyorsun görünmüyor. Issue’da var, portalda yok. Portalda var, request type’da yok. Automation görüyor ama kullanıcı göremiyor. Kullanıcı görüyor ama edit edemiyor. Edit ediyor ama save olmuyor.

Bir noktadan sonra insan ticket çözmeyi bırakıp kendi akıl sağlığını troubleshoot etmeye başlıyor.

Sonra ekrana boş boş bakıp şu cümleyi kuruyorsun:

“Ben Jira mı yönetiyorum… yoksa escape room mu oynuyorum?”

Aykan İnal – www.aykaninal.com.tr

ITSM Sadece Bir Tool Değil

Kendi sitemde paylaşmak üzere, son dönemde ITSM tarafında yaptığım çalışmaları ve yaklaşımımı biraz daha sade bir dille anlatmak istedim. Çok “kitabi” bir ITIL yazısı değil; daha çok sahada neyle karşılaştım, neyi neden değiştirdim ve ne işe yaradı onun özeti gibi düşünebilirsiniz.


ITSM’e başlarken: Sorun tool değil, akış

İlk fark ettiğim şey şuydu:
Aslında elimizde kötü bir tool yoktu. Jira Service Management gayet güçlüydü. Ama süreçler karışıktı.

  • Incident ile request birbirine girmişti
  • Herkes her şeyi aynı formdan açıyordu
  • Teknik alanlar kullanıcıya bırakılmıştı
  • Değişiklikler (change) kontrolsüz ilerliyordu

Yani problem “hangi tool’u kullanıyoruz” değil,
👉 talebin nasıl açıldığı ve nasıl yönetildiğiydi

Ben de buradan başladım.


Incident – Request – Change ayrımını netleştirmek

ITIL’in en temel ama en çok ihmal edilen kısmı burası.

Benim yaklaşımım basitti:

  • Incident → Bir şey çalışmıyorsa
  • Service Request → Bir şey yapılması isteniyorsa
  • Change → Sistem üzerinde değişiklik yapılacaksa

Bunu sadece teknik olarak ayırmak yetmiyor, kullanıcıya da doğru anlatmak gerekiyor.

Portalın en üstüne şu mantığı koydum:

  • “Bir şey çalışmıyorsa → Sorun Bildir”
  • “Bir şey istiyorsan → ilgili formu seç”

Bu küçük dokunuş bile yanlış açılan ticket’ları ciddi şekilde azalttı.


Form tasarımı: Kullanıcıya teknik soru sorma

Başta formlarda klasik alanlar vardı:

  • General Incident Type
  • Software Type
  • Category vs.

Ama gerçek şu: kullanıcı bunları bilmiyor.

Ben de hepsini sadeleştirdim.

Örnek:

Eskisi:
❌ General Incident Type

Yenisi:
✔ Sorun Türü

  • Giriş yapamıyorum
  • Çalışmıyor
  • Yavaş
  • Hata alıyorum

Kuralım şu oldu:
👉 Kullanıcı ihtiyacını söyler, çözüm şeklini IT belirler


Access yönetimi: Basit vs yetkili erişim

Access tarafı genelde en çok risk barındıran alan.

Burayı ikiye ayırdım:

1. Normal Access

  • Jira / Confluence erişimi
  • Teams / SharePoint erişimi

2. Privileged Access

  • Local Admin
  • Admin yetkileri
  • Kritik sistem erişimleri

Özellikle Local Admin için:

  • Kalıcı yetki vermemeye çalıştım
  • Mümkün olduğunca geçici (temporary) erişim modeli kurdum
  • Gerekçe (justification) zorunlu yaptım

Bu hem güvenlik hem de audit açısından ciddi fark yarattı.


Change Management: “Küçük değişiklik” diye bir şey yok

Sahada en çok gördüğüm şeylerden biri:
“Ufak bir değişiklik yapalım” deyip production’ı bozmak.

Bunu engellemek için Application Change formunu ayrı tuttum.

Bu formda:

  • Değişiklik türü (workflow, config, flow vs.)
  • Gerekçe (neden yapılıyor)
  • Etki (impact)

alanlarını zorunlu yaptım.

Bazı durumlarda da approval süreci ekledim.

Yani aslında klasik ITIL Change Management mantığını,
👉 gereksiz karmaşaya sokmadan uygulamaya çalıştım.


Cihaz tarafı: Reinstallation’ı Incident’tan ayırmak

Kullanıcılar genelde şöyle geliyor:

“Format atalım”

Ama bu her zaman doğru çözüm değil.

O yüzden:

  • Device Reinstallation’ı ayrı bir form yaptım
  • Incident’tan tamamen ayırdım

Kullanıcıya da şunu dedim:

👉 “Yeniden kurulum istiyorum” demen yeterli
👉 Nasıl yapılacağına IT karar verir

Ayrıca:

  • Veri sorumluluğunu kullanıcıya bıraktım
  • Onay checkbox ekledim

Bu da ileride çıkabilecek sorunları minimize etti.


Yazılım yönetimi: Tek form, merkezi kontrol

Yazılım tarafında da ayrı ayrı formlar yerine tek bir yapı kurdum:

Software Installation & Update

Kullanıcı sadece şunu yazıyor:

  • Hangi yazılımı istiyor

Arka tarafta ben:

  • Standart mı?
  • Intune üzerinden mi dağıtılacak?
  • Approval gerekiyor mu?

bunlara göre ilerliyorum.


Genel sonuç: Küçük değişiklikler, büyük fark

Yaptığım şey aslında çok kompleks değil.
Ama doğru yerlere dokununca etkisi büyük oluyor.

Gözlemlediğim değişimler:

  • Ticket kalitesi arttı
  • Yanlış form açma azaldı
  • Çözüm süreleri kısaldı
  • IT ekibi daha az yoruluyor
  • Kullanıcı deneyimi iyileşti

Son söz

Bu süreç bana şunu net gösterdi:

ITSM işi tool kurmak değil,
👉 doğru akışı tasarlamak işi.

Formu sade yaptığında,
kullanıcıyı zorlamadığında,
ve ITIL mantığını arkada doğru kurguladığında…

sistem gerçekten çalışmaya başlıyor.

Türkiye 5G’ye Geçti: Hız Değil, İş Yapış Şeklinin Değişmesi

Türkiye 5G’ye geçti.

Dışarıdan bakınca olay basit: “internet hızlandı.”
Ama IT tarafında bu işi yapan biri olarak benim gördüğüm bu değil.

Bu hız meselesi değil, bekleme süresinin ortadan kalkması.


5G’yi Doğru Okumak

5G’yi anlamak için teknik terimlere boğmaya gerek yok.

  • Düşük gecikme
  • Daha fazla cihaz
  • Daha hızlı veri

Ama bunların birleşimi şu:

Sistem artık beklemiyor


4G vs 5G

4G şöyle çalışıyordu:

Ticket aç → sıraya gir → cevap bekle

5G’de:

Ticket açtığın anda çözülmüş gibi

Ya da daha sade:

  • 4G: “Birazdan”
  • 5G: “Şu an”

IT Dünyasında Asıl Değişim

Benim yaptığım işe vurursam olay çok net:

Endpoint = Patlama

Eskiden:

  • 1000 cihaz
  • Kontrol edilebilir ortam

Şimdi:

  • Her şey bağlı
  • Telefon, laptop, IoT, sensör…
  • 10.000+ cihaz

Bu neye benziyor biliyor musun?

Küçük bir ofisi yönetirken bir anda AVM’nin güvenliğini yönetmeye başlamak


Endpoint Yönetimi = Trafik Polisi

Eskiden araçlar yavaştı, trafik sakindi.
Şimdi herkes aynı anda yola çıkmış gibi.

Sen ortadasın:

Her cihazı kontrol etmeye çalışan trafik polisi

Ama fark şu:

Araçlar artık Ferrari hızında


Güvenlik: “İçerideyim güvendeyim” Bitti

Eskiden şöyleydi:

  • VPN içindeyse tamam
  • Network içindeyse güvende

Artık?

Kullanıcı evde
cihaz başka yerde
servis cloud’da

Yani:

“İçerisi” diye bir şey kalmadı

O yüzden Zero Trust artık seçenek değil.


Log & Monitoring: Sonradan Bakma Lüksü Yok

Eskiden:

  • Problem olur
  • Log’a bakarsın
  • Analiz edersin

Şimdi?

Problem olur → anında yakalayamazsan zaten geçmiş olsun

Çünkü sistemler beklemiyor.

Monitoring artık:

“Ne olmuş?” değil
“Olurken yakala”


Edge Computing: İşin Kalbi

Burası kritik.

Ben bunu hep şöyle anlatıyorum:

Kararı merkeze bırakma, bulunduğun yerde ver


Eski Mantık

  • Veri oluşur
  • Cloud’a gider
  • İşlenir
  • Geri gelir

Bu süreç = zaman kaybı


Yeni Mantık (Edge)

  • Veri oluşur
  • Aynı yerde işlenir
  • Anında karar

Günlük Hayat Metaforu

Eski sistem:

Yemek sipariş veriyorsun → başka şehirden geliyor

Edge:

Yemek önünde pişiyor


Gerçek Dünya

Otonom araç:

  • Cloud’a sorarsa → geç kalır
  • Edge ile → anında fren

Fabrika robotu:

  • Gecikirse → hata yapar

Yani:

Karar artık merkeze değil, sahaya taşınıyor


Erişilebilirlik: İşin En Değerli Tarafı

Bu konu çok konuşulmuyor ama bence en kritik yer burası.

Benim için teknoloji:

konfor değil, dengeleyici


İşitme Engelli Biri İçin

Eskiden:

  • Altyazı var ama gecikmeli
  • Konuşma kaçıyor

Şimdi:

Konuşma → anında yazıya dönüşüyor

Yani:

Kaçırma yok


Görme Engelli Biri İçin

Telefonla etrafı anlamaya çalışıyorsun.

4G’de:

  • Gecikme = yanlış yön

5G’de:

Anında analiz = güvenilir sonuç


Fiziksel Engelli Biri İçin

Eskiden uzaktan çalışma:

“İdare eder”

Şimdi:

Ofiste olmakla aynı


Riskler: Kimse Bu Tarafı Konuşmuyor

Her şey hızlandı ama sadece iyi tarafı değil.

  • Saldırılar da hızlandı
  • Yayılma süresi düştü
  • Etki büyüdü

Yani:

Hız sadece sana gelmiyor, saldırgana da geliyor


Sonuç (Benim Net Bakışım)

Benim için 5G şudur:

  • Bu bir internet upgrade’i değil
  • Bu bir çalışma şekli değişimi

Ve en net cümlem:

5G = hız değil
gecikmenin ortadan kalkması

Bir tık daha açık söyleyeyim:

5G, daha hızlı olmak değil
hayata geç kalmamaktır